Aile ilişkileri depremin yarattığı travmalardaki kalıcılığı tetikliyor

Davranış Bilimleri Enstitüsü tarafından yapılan "20 Yıl Sonra: 1999 Marmara Depremi Araştırması, Travmanın Rolü, Ailenin Gücü, Psikolojik/Psikiyatrik Sorunlar" araştırmasında, doğal afet ve felaketlerin yol açtığı travmatik durumların kalıcılığını önleyen ya da sağlayan en önemli faktörün aile ilişkileri olduğu bildirildi. Enstitü Başkanı Klinik Psikolog Emre Konuk, "Aradan 20 yıl geçmesine rağmen insanlar ışıklarını kapatıp yatamıyor, uyuyamıyor ya da gece 03.00'ten sonra uyumaya gidiyor, depre

Aile ilişkileri depremin yarattığı travmalardaki kalıcılığı tetikliyor

Davranış Bilimleri Enstitüsü tarafından yapılan "20 Yıl Sonra: 1999 Marmara Depremi Araştırması, Travmanın Rolü, Ailenin Gücü, Psikolojik/Psikiyatrik Sorunlar" araştırmasında, doğal afet ve felaketlerin yol açtığı travmatik durumların kalıcılığını önleyen ya da sağlayan en önemli faktörün aile ilişkileri olduğu bildirildi. Enstitü Başkanı Klinik Psikolog Emre Konuk, "Aradan 20 yıl geçmesine rağmen insanlar ışıklarını kapatıp yatamıyor, uyuyamıyor ya da gece 03.00'ten sonra uyumaya gidiyor, depre

Aile ilişkileri depremin yarattığı travmalardaki kalıcılığı tetikliyor
10 Ekim 2019 - 14:52

Davranış Bilimleri Enstitüsü (DBE) tarafından yapılan araştırma, deprem gibi doğal afet ve felaketlerin yol açtığı travmatik durumların kalıcılığını önleyen ya da sağlayan en önemli faktörün aile ilişkileri olduğunu ortaya koydu.

DBE, 17 Ağustos 1999’da merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan Marmara depreminin 20. yılı dolayısıyla “20 Yıl Sonra: 1999 Marmara Depremi Araştırması, Travmanın Rolü, Ailenin Gücü, Psikolojik/Psikiyatrik Sorunlar” araştırması yaptı.

Depremin en ağır hasarı bıraktığı İzmit, Yalova ve Adapazarı gibi bölgelerde 400’ün üzerinde depremzedenin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada, 20 yıl sonra hala deprem travmasının etkilerinin görüldüğü, “travma sonrası stres bozukluğu (TSSB)” tanısı alan ve semptomlarını yaşayan insanların olduğu belirtildi.

Deprem travmasının kalıcı olmasına yol açan travmatik sürecin ağır yaşanmasına ve aile içindeki travmatik süreçlerin yoğunluğuna dikkati çekilen araştırmada, ailenin normal akışı içinde geçerli olduğu bilinen bir sürecin, afetler ve felaket durumlarında da geçerli olup olmadığını görmek amaçlandı.

Araştırmanın regresyon analizi, “yakınların kaybı”, “maddi sıkıntı”, “deprem öncesi ruh sağlığı bozukluğu”, “deprem sonrası ve mevcut sağlık sorunları” ve “depremle ilgisiz bir travmatik süreç yaşamak” gibi sorunların, araştırmaya katılan depremzedelerin TSSB semptomlarını, travmayla baş etme kapasitesini ve mevcut deprem korkularını bir ölçüde etkilediğini ortaya koydu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum