Hangi beslenme şekli hangi etkiye sahip?

Amerika'nın Baltimore kentinde bulunan John Hopkins Yaşanılabilir Gelecek Merkezi'ndeki bilim insanları 140 farklı ülkenin beslenme şekillerini ve bunların iklimi nasıl etkilediğini araştırdı. Sonuçlar çarpıcı. 140 ülkede, 140 farklı beslenme alışkanlığı ve bunun iklim üzerindeki 140 farklı etkisinin olduğu tespit edildi. Araştırmaya göre beslenme biçimlerimizi hemen değiştirmeliyiz. Peki, Tüm insanların sağlıklı beslenmesini sağlarken aynı zamanda dünyayı nasıl koruyabiliriz?

Hangi beslenme şekli hangi etkiye sahip?

Amerika'nın Baltimore kentinde bulunan John Hopkins Yaşanılabilir Gelecek Merkezi'ndeki bilim insanları 140 farklı ülkenin beslenme şekillerini ve bunların iklimi nasıl etkilediğini araştırdı. Sonuçlar çarpıcı. 140 ülkede, 140 farklı beslenme alışkanlığı ve bunun iklim üzerindeki 140 farklı etkisinin olduğu tespit edildi. Araştırmaya göre beslenme biçimlerimizi hemen değiştirmeliyiz. Peki, Tüm insanların sağlıklı beslenmesini sağlarken aynı zamanda dünyayı nasıl koruyabiliriz?

Hangi beslenme şekli hangi etkiye sahip?
29 Ekim 2019 - 09:22

Dünyadaki tüm insanları nasıl doyurabiliriz? Birleşmiş Milletler bu sorunun yanıtını arıyor. Ancak bu soru kadar önemli olan bir soru daha var: Tüm insanların sağlıklı beslenmesini sağlarken aynı zamanda dünyayı nasıl koruyabiliriz?

Bu sorunun yanıtını bulabilmek için Amerika'nın Baltimore kentinde bulunan John Hopkins Yaşanılabilir Gelecek Merkezi'ndeki bilim insanları 140 farklı ülkenin beslenme şekillerini ve bunların iklimi nasıl etkilediğini araştırdı.

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre bu bilim insanlarından biri de Martin Bloem. Merkez tarafından yayınlanan raporda araştırmacı olarak görev alan Bloem ''Avrupa ve Amerika'da yaşayan insanların acilen beslenme biçimlerini değiştirmeleri gerekiyor. Daha fazla bitkisel gıdaya yönelerek, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak adına et, süt ya da yumurta gibi hayvansal gıda ürünlerinden uzak durmaları gerekiyor'' önerisinde bulunuyor.

Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise hangi beslenme şekillerinin hangi etkiye sahip olduğu. Araştırmaya göre üçte biri hayvansal gıdalardan oluşan, diğer üçte ikisi ise vegan olan bir beslenme şeklinin iklim ve su kaynakları üzerinde bıraktığı iz, lakto ovo vejetaryenlik. Yani et ve balığın tüketilmediği ancak süt ve süt ürünleri ve yumurtanın tüketildiği bir beslenme biçiminden daha az olduğu yönünde.

Hayvansal gıdalar neden daha sorunlu?

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre hayvancılık sera gazı emisyonlarının yüzde 15'ini oluşturuyor. Bu emisyonlar ise hayvan tipine göre değişiyor. Örneğin sığır üretimi emisyonların yüzde 65'ini, domuz üretimi yüzde dokuzunu, manda sütü ve tavuk yetiştirme ile yumurta üretimi ise yüzde sekizini oluşturuyor.

Emisyonların büyük bir kısmı metan gazı. Metan gazı, hayvanların sindirim esnasında salgıladığı bir gaz. Ancak hayvancılığın iklime etkisi bununla sınırlı değil. Hayvanlara verilen gübrelerde yüksek oranda nitrojen bulunduğundan atmosfere bol miktarda azot gazı ve karbondioksit de salınıyor.

İklim mi, aç insanlar mı daha önemli?

Ancak yukarıda belirtilen durumlar gelişmiş ülkeler için geçerli. Araştırmada bu etkenin de göz önünde bulundurulduğunu belirten Bloem ''Fakir ülkeler ve insanların daha yüksek gelirlere sahip olduğu ülkeler arasında farklar var. Zengin ülkelerde çözüm yolları çok daha açık'' diyor.

Araştırmacılar ayrıca raporlarında dünyada 800 milyon insan açlık içindeyken, sırf beslenmenin iklim üzerindeki etkisi olacağı için, insanların neyi yiyip neyi yiyemeyecekelerine dair bir kılavuz çıkarılamayacağını da belirtiyor.

Bloem ''Endonezya, Hindistan ve Afrika'daki birçok ülke açlıkla mücadele etmek ve gelişebilmek adına sera gazı emisyonlarını çok fazla yükseltecek. Bu ülkelerdeki yetersiz beslenme nedeniyle oradaki çocukların yüzde 40'ı iki yaşına basana kadar o kadar eksik besleniyor ki, bu durum bazılarının gelişimini olumsuz etkileniyor ya da beyin fonksiyonlarının yeterince gelişmemesine neden oluyor'' diye konuşuyor.

Bloem ayrıca bu durumun ülkelerdeki eğitim sermayesini de çok fazla etkilediğini sözlerine ekliyerek ''Bu gelişim bozukluklarını engelleyebilmek için özellikle hayvansal gıdalara ihtiyaç var. Çünkü süt ya da yumurta gibi ürünler çocuklar ve hamile kadınlar için önemli protein kaynaklarını oluşturuyor'' görüşünü savunuyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum